Gebelikte Varis ve Odem Olusumu

Hamilelik döneminde en sık ortaya çıkan sorunlardan ikisi varisler ve ödemlerdir. Vücut, geçirdiği evrime ayak uydurmaya çalışırken bu tür problemlerin oluşması çok normal. Varis ve ödem şikâyetleri vereceğimiz metotlarla önlenebilir, eğer bu şikâyetler zaten oluşmuşsa kötüye gitmesi engellenir.

Varis nasıl oluşur?
• Aşırı kilo artışı
• Hormon salgıları ve bu salgıların kaslar üzerindeki genişletici etkisi
• Hamileliğin, bacaktan gelen toplardamar üzerindeki basıncı
• Hamilelikte oluşan vücuttaki kan artışının bacaklarda toplanması

Bu sebepler bacak ağrılarına ve bacakta oluşan renkli damar hatlarına sebep olur. Hamilelik dönemi icinde oluşan varisler, genellikle hamileliğin son dönemlerinde ortaya çıkar ve gebeliğin bitmesiyle 3 ay içinde varisler çoğu kadında kaybolur. Yalnızca % 15 oranında hamile kadının varisleri kalıcı olabilir.

Varis oluşumu nasıl engellenir?
Uzun süre ayakta kalınmaması gerekir. Bacakları yukarı kaldırarak yapılan hareketlerle bacaklarınızı dinlendirin. Hamilelik döneminde oluşan varis şikâyeti için şok duş etkileri yapılması gerekenlerden biri. Önce sıcak sonra da soğuk suyla bacakları şoklamak ve bunu her gün yapmak varis oluşumunu engeller.

Ödem
Yine hamilelik hormonlarının sağlılarıyla vücutta biriken sıvı şişliklere sebep olur. Yüzde, ayak bileklerinde, ellerde ve bacaklarda görülür. Bu bölgelere parmağınızla bastırdığınızda çıkan beyaz iz, ödem şişliğidir. Varisler gibi hamileliğin ilerleyen aylarında daha çok ortaya çıkar. Hamile kadından kadına değişen bu durum günden güne de değişiklik gösterir. Hamile kadın da kalp ya da böbrek yetmezliği varsa ödem ciddi şekilde artar. Bu durumda doktorunuzu muhakkak bilgilendirin. Ödem için kullanılan ilaçlar, anne ve bebek sağlığı açısından tehlikeli olabileceğinden tavsiye edilmezler.

Ödem şikâyeti için yapılabilecekler
Tuzun suyu tutma özellinden dolayı tuz azaltılmalı.
Doktor tavsiyesine uygun egzersizler yapın.
Uzun süre oturmaktan ve ayakta kalmaktan kaçının.
Rahat ayakkabıları tercih edin.
Eğer çok kilo almışsanız ve vücudunuzun herhangi bir yerinde aşırı bir şişlik varsa vakit kaybetmeden doktorunuza başvurun…

Kaynak: HamilelikveDoğum.info

Gebelik Doneminde Ruh Hali

Ceşitli evrimler toplamıdır insan hayatı…

Herşeyin en güzel ve eğlenceli olduğu çocukluk,heyecanı keşfettiğimiz gençlik ve pohpohlanmaya değil eleştiriye ihtiyaç duyduğumuz olgunluk evresi ve daha sonrası…

Biz kadınlar bu evrelerin belki de yarısındayken başka bir başlangıç daha yaparız, çoğu zaman fazla muhakemeye ihtiyaç duymadan, kimi zaman aşk denilen hipnozun etkisiyle, kimi zamanda gayet aklı başında hayatta başka bir amaç edinmek uğruna kendimizden çok daha fazla onlara karşı sorumlu olacağımız başka hayatları dünyaya getiririz.

Aslında bu başlı başına bir evredir zaten kadın için. Anaç - olgunluk programının gerek kişiliğe gerekse hayatına hızla giriş etkisiyle olsa gerek çocukça bir ruh haline bürünür gebelik döneminde anne adayı. Bazen komik bazende acınası bir zorlukla karşı karşıya kalan hamilelik dönemi icindeki kadın belkide hayatının en zevkli tecrübesini yaşadığının farkında değildir.
Coğu kadın, dünyanın en mucizevi olayını gerçekleştireceği bu dönemde, hamileliğini çevresindekilere karşı özelliklede eşine karşı bir silah haline getirebilir. Zaten bünyesinde maksimum seviyeye ulaşmış duygusallığınıda biraz miksleyerek bu durumdan faydalanabilir.
Ağlayan gebeler mutsuz bebeler…

Bunlar yaşanırken “yeter artık çok değiştin,herşeye ağlama,sen bir doğurana kadar ben dokuz doğurdum” gibi cümleler gelmeye başlıyorsa ölçüyü biraz kaçırdığınızın habercisidir. Aslında bu durum bir çok kadının elinde olmadan nükseden bir ruh halidir.

Buraya kadar bahsettiğimiz ve benzeri sorunları kadınların tek başlarına aşabilmeleri elbette mümkün değil. Bu konuda en iyi desteği alabilecekleri eşlerinin tutumuda çok önemli, bu yüzden baba adaylarına birkaç sır verelim…

Gebelik donemi icinde kadın ruhunu ve sağlığını etkileyen en önemli faktör eşlerin bu konudaki tutumu olduğunu düşünüyoruz. Kadınların kendilerine en güzel armağanı sunduklarını ve bunu yaparken belkide dünyanın en zor işine katlanabildiklerinin farkındalığıyla eslerin onlara daha bir özenle ve sabırla yaklaşmaları gerektiği kanısındayız.

Bu tarz yaklaşımlar ebeveyn olma ve evlilik hayatı için şüphesiz sağlam temeller oluşturacaktır.
Mutlu gebelik, mutlu gelecek ve sağlıklı çocuklar…

Kaynak: HamilelikveDoğum

Gebelik Doneminde Cilt Bakimi

Asagida yeralan yazimizda gebelik doneminde cildiniz ve cilt bakimi ile ilgili bilgileri bulabilirsiniz.

Gebelik her yönüyle dikkat ve bakım isteyen bir süreç. Sağlıklı bir bebek sahibi olmanın yanında‚ annenin de kendine özen göstermesi arzulanan ve gözardı edilmemesi gereken bir nokta. Gebelik donemi ve sonrasında anneleri en fazla üzen konuların başında ise fazla kilolar ve cilt problemleri (çatlaklar) geliyor. Gebelik sırasında vücudun her geçen gün genişlemesiyle birlikte gerginliğini kaybeden ciltte kuruma‚ elastikiyetin kaybolması ve hassasiyet görülür.

Özellikle göğüsler‚ karın ve baldırlar en fazla etkilenenlerdir. Doğumdan sonra vücudun deforme olmaması için gebelik sırasında çok uzun süren ve çok sıcak banyolardan kaçınmak gerekiyor. Eğer bundan vazgeçemiyorsanız‚ hiç olmazsa çıkmadan önce ılık bir duş alıp bebeği rahatlatabilirsiniz. Duş sırasında cildi fazla gerip parlatmamaya çalışarak‚ hafif yağlı bir sabun ve cildi yumuşatmak gerekir. Arada bir yapılacak hafif kese‚ kan dolaşımını arttırır. Daha sonra kol ve bacaklara vücut sütü de tatbik ettiğinizde günlük vücut bakımınız bitmiş demektir.

Çatlaklara Karşı Uygulanacak Strateji
Çatlaklar alt derinin elastikiyetini ve hormonal dengesini kaybetmesiyle oluşur. Fakat gerçekte henüz hiç kimse çatlak olgusunun gerçek sebebini ve bazı kişilerde niçin oluşmadığını bilmemektedir. İşin ilginç yönlerinden biri de eğer sık gebelik söz konusu değilse‚ çatlakların 25 yaşından genç olanlarda daha sık rastlanmasıdır. Ani ve çok kilo almalar‚ durumu daha da kötüleştirebilir.

Çatlaklara esmer ve kumrallarda daha az rastlanır. Önce kırmızı‚ daha sonra sedefimsi bir cilt altı yarası oluşumu ile belirginleşen çatlakların özellikle oluştuğu yerler göğüsler‚ karın bölgesi ve kalçalardır. Çatlakların her ne kadar daha ziyade hamileliğin son üç ayında oluştuğu söylense de‚ bu ancak karin bölgesi için geçerli olup‚ ilk haftalardan itibaren büyümeye başlayan göğüsler için değildir.

Tabii ki tüm bunlara karşı önlemler de yok değildir. Mücadeleye ne kadar erken başlanırsa o kadar iyi sonuç alınır. Gebeliğin ilk aylarından itibaren söz konusu vücut bölgelerine çatlak kremlerini tatbik etmeye başlayın. İyice nüfuz ettirecek kadar vakit ayırın ve bunu doğuma kadar sürdürün. Bir tek gün bile atlamayın. Kremden tasarruf etmeyin. Alt deri lifleri ne kadar yumuşak olursa‚ o kadar kırılgan olurlar. Bu yüzden fazla ve çabuk kilo almamaya çalışın. Şansınızı daha da arttırmak için üçüncü aydan itibaren‚ her altı haftada bir vücut masajı yaptırın. Bu hücrelerin daha iyi beslenmesini sağlayıp artıkların atılmasını kolaylaştıracaktır. Yalnız dikkat! Masaj mutlaka elle yapılmalıdır.

Göğüsler
Hormonal etki altında çok hızlı büyüyen göğüslere‚ biraz can yaksa bile özel göğüs toniği ile hafifçe masaj yapılmalıdır. Toniği genişçe boyun ve omuzlara kadar tatbik edin. Çünkü göğüslerin etrafinı da kuvvetlendirmek gerekir. Daha sonra‚ dairesel hareketlerle çatlak kremini göğüs başlarına gelmeyecek şekilde uygulayın.

Sıkı olmayan fakat sağlam sütyenleri tercih etmelisiniz. Eğer göğüsleriniz fazla büyürse‚ sütyeni gece de takmaya devam edin. Ancak göğüslerin büyümesi düzenli olmadığı için önceden sütyen almayın. Bebeği emzirmeyi düşünüyorsanız‚ son ayda önden fermuarlı veya çıtçıtlı bir sütyen alın.

Gebelik döneminde cilt çok hassastır. Dolayısıyla tahrişlerden kaçınırı. Doğumdan sonra şişkinliği inmiş olan karın bölgesi‚ inceltici ve kuvvetlendirici etkilere sahip kremlerle beslenmelidir. Bu‚ söz konusu bölgeyi daha kısa zamanda kendine getirecektir. Eğer bebeğinizi emziriyorsanız aynı bakımı göğüslerinize de göstermelisiniz. Çünkü göğüsler emzirme sırasında süt gelirken devamlı büyür ve küçülürler.

Gebelikte Sigara Kullanimi

Pek çok zararlı maddeyi barındıran sigara, vücuttaki tüm organ ve sistemleri olumsuz etkilemekte, sigaradan alınan her nefesle kana sayısız madde karışmaktadır. Ancak sigaranın zararı, yalnızca sigara içene değildir; dumana maruz kalan herkes, az ya da çok, bu bir numaralı sağlık zararlısından nasibini alır. Kendi sigara içmediği halde, kişinin sigara dumanına maruz kalmasına “pasif içicilik” denmektedir. Sigara dumanıyla ortama yayılan zararlı maddeler, hem nefes yoluyla, hem de ciltten emilerek kana karışmaktadır. Sigara içmeyen kişiler, yanında içilmese dahi, sigara içen kişinin saçına, cildine ve giysilerine sinen dumandan etkilenebilir. Evin bir odasında sigara yakıldığında, dakikalar içinde tüm eve sigara dumanı yayılır. Halı, duvar, mobilya gibi tüm yüzeylere siner ve günler içinde buradan havaya geri yayılır. Odasında hiç sigara içilmeyen fakat anne-babası sigara içen çocukların, anne-babaları hiç sigara içmeyen çocuklara göre odalarındaki karbon monoksit düzeyi 8 kat fazla bulunmuştur.

Sigara dumanına pasif olarak maruz kalmak, öksürük, boğazda yanma, baş ağrısı, bulantı gibi belirtilere yol açmaktadır.

Akciğer Kanserinden Ölümlerin %90’ının, Tüm Kanser Ölümlerinin %30’unun Sorumlusu Sigaradır

Kronik bronşit ve amfizemin başlıca sebebi sigaradır. Bu hastalıklar, kişiyi yatağa ve oksijene bağımlı hale getirebilmektedir.

Sigara, akciğerin doğal savunma sistemini bozar, solunum yollarını kaplayan titrek tüylerin felce uğramasına neden olur, zatürre gibi mikrobik hastalıklara yakalanma riskini arttırır.

Sigara, kalp krizi riskini 3 kat arttırır, yüksek tansiyona yol açabilir.

Sigara, damar tıkanıklığına, el ve ayaklarda gangrene ve bunun sonucunda bu uzuvların kesilmesine yol açabilir.

Sigara, cildi erken yaşlandırır.

Sigara, mide rahatsızlıklarına yol açabilir.

Sigara, vücutta C vitamininin tüketilmesine ve bu vitaminin eksikliği sonucu hastalıklara eğilimin artmasına neden olur.

Hamilelikte sigara içilmesi düşüğe, erken doğuma, bebeğin küçük doğmasına neden olabilir. Bu bebeklerde ileride astım ve allerjik rahatsızlıkların gelişme olasılığı artar.

Anne veya babası sigara içen çocuklarda öksürük, hırıltı, astım, sinüzit, bademcik ve orta kulak sorunları daha sık görülmektedir.

Sigara, cinsel organlara giden kan miktarını azaltarak iktidarsızlığa neden olabilir, seks hormonlarının azalmasına ve spermlere zarar vererek kısırlığa neden olabilir.

Sigarayla alınan karbonmonoksit gazı, hücrelere oksijen taşınmasını engeller.

Sigara, yalnız içene değil, çevresindekilere de ciddi boyutlarda zarar vermektedir. Sigara dumanıyla ortama yayılan zararlı maddeler, hem nefes almayla, hem de ciltten emilerek kana karışmaktadır. Ortamda içilen her 5 sigara, içmeyenlerin 1 sigara içmesine neden olur.

Sigara içerek çocuklarınıza kötü örnek olduğunuzu unutmayın.

Sigara içenlere bazı durumlarda ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapılabilmektedir.

Hem Kendinizin Hem de Çocuğunuzun Sağlığı İçin Sigarayı Bırakın

Pasif içiciliğin çocuklar üzerindeki etkisi, çok daha dramatiktir. Ülkemizde çocuklardaki pasif içicilik oranının %75 dolayında olduğu sanılmaktadır. Anne-babası sigara içen çocukların yılda 60-150 adet sigarayı kendileri içmişlercesine zararlı maddelere maruz kaldığı bilinmektedir.

Pasif içiciliğin çocuklarda zihinsel gelişimi etkilediği ve davranış bozukluğu yaptığı düşünülmektedir. Annesi gebelik süresince sigara içen çocukların okul başarılarının daha düşük olduğu ve dikkat eksikliği sorunu yaşadıkları gösterilmiştir.
Her iki ebeveyni sigara içen çocuklarda, solunum yolu hastalıkları % 70 kadar fazladır. Bu çocuklar, ilk 1 yaşları boyunca sigara içmeyen anne-babaların çocuklarına göre daha sık bronşit ve zatürreeye yakalanmaktadır. Astım ve orta kulak iltihabı riski de artmaktadır. Çocuklar, daha doğmadan önce dahi pasif içicilikten paylarını alabilir. Hamile annelerin yanında içilen sigara, anneden kan yoluyla, doğumdan sonra da süt ile bebeğe geçmektedir. Kanla bebeğe geçen karbon monoksit, erişkine göre bebeğin kanından çok daha uzun sürede temizlenmektedir. Gebelikte sigaraya maruz kalmak, düşük riskini artırmakta ve bebeğin daha az kilolu doğmasına neden olmaktadır. Bu bebeklerde “ani beşik ölümü” riski de artmıştır.

Sigarayı Bırakma Sürecinde;
12-24 saat içinde nikotin ve karbonmonoksitin etkisi kaybolur.
1-2 gün içinde tat ve koku alma duyularınız düzelir.
6 hafta içinde bağışıklığı baskılayıcı etki ortadan kalkar.
Sigaranın yola açtığı hastalıklara yakalanma riskiniz azalır.
Sigarayı bıraktıktan sonraki 1 gün içinde kalp krizi geçirme riskiniz yarı yarıya azalır.
Solunum fonksiyonlarınızdaki hızlı gerileme düzelir.
Fiziksel kapasitenizde artış olur, daha aktif bir insan haline gelirsiniz.
Zamanla dişlerinizdeki ve cildinizdeki ni

kaynak: haberturk.com