Gebelik Doneminde Cilt Bakimi

Asagida yeralan yazimizda gebelik doneminde cildiniz ve cilt bakimi ile ilgili bilgileri bulabilirsiniz.

Gebelik her yönüyle dikkat ve bakım isteyen bir süreç. Sağlıklı bir bebek sahibi olmanın yanında‚ annenin de kendine özen göstermesi arzulanan ve gözardı edilmemesi gereken bir nokta. Gebelik donemi ve sonrasında anneleri en fazla üzen konuların başında ise fazla kilolar ve cilt problemleri (çatlaklar) geliyor. Gebelik sırasında vücudun her geçen gün genişlemesiyle birlikte gerginliğini kaybeden ciltte kuruma‚ elastikiyetin kaybolması ve hassasiyet görülür.

Özellikle göğüsler‚ karın ve baldırlar en fazla etkilenenlerdir. Doğumdan sonra vücudun deforme olmaması için gebelik sırasında çok uzun süren ve çok sıcak banyolardan kaçınmak gerekiyor. Eğer bundan vazgeçemiyorsanız‚ hiç olmazsa çıkmadan önce ılık bir duş alıp bebeği rahatlatabilirsiniz. Duş sırasında cildi fazla gerip parlatmamaya çalışarak‚ hafif yağlı bir sabun ve cildi yumuşatmak gerekir. Arada bir yapılacak hafif kese‚ kan dolaşımını arttırır. Daha sonra kol ve bacaklara vücut sütü de tatbik ettiğinizde günlük vücut bakımınız bitmiş demektir.

Çatlaklara Karşı Uygulanacak Strateji
Çatlaklar alt derinin elastikiyetini ve hormonal dengesini kaybetmesiyle oluşur. Fakat gerçekte henüz hiç kimse çatlak olgusunun gerçek sebebini ve bazı kişilerde niçin oluşmadığını bilmemektedir. İşin ilginç yönlerinden biri de eğer sık gebelik söz konusu değilse‚ çatlakların 25 yaşından genç olanlarda daha sık rastlanmasıdır. Ani ve çok kilo almalar‚ durumu daha da kötüleştirebilir.

Çatlaklara esmer ve kumrallarda daha az rastlanır. Önce kırmızı‚ daha sonra sedefimsi bir cilt altı yarası oluşumu ile belirginleşen çatlakların özellikle oluştuğu yerler göğüsler‚ karın bölgesi ve kalçalardır. Çatlakların her ne kadar daha ziyade hamileliğin son üç ayında oluştuğu söylense de‚ bu ancak karin bölgesi için geçerli olup‚ ilk haftalardan itibaren büyümeye başlayan göğüsler için değildir.

Tabii ki tüm bunlara karşı önlemler de yok değildir. Mücadeleye ne kadar erken başlanırsa o kadar iyi sonuç alınır. Gebeliğin ilk aylarından itibaren söz konusu vücut bölgelerine çatlak kremlerini tatbik etmeye başlayın. İyice nüfuz ettirecek kadar vakit ayırın ve bunu doğuma kadar sürdürün. Bir tek gün bile atlamayın. Kremden tasarruf etmeyin. Alt deri lifleri ne kadar yumuşak olursa‚ o kadar kırılgan olurlar. Bu yüzden fazla ve çabuk kilo almamaya çalışın. Şansınızı daha da arttırmak için üçüncü aydan itibaren‚ her altı haftada bir vücut masajı yaptırın. Bu hücrelerin daha iyi beslenmesini sağlayıp artıkların atılmasını kolaylaştıracaktır. Yalnız dikkat! Masaj mutlaka elle yapılmalıdır.

Göğüsler
Hormonal etki altında çok hızlı büyüyen göğüslere‚ biraz can yaksa bile özel göğüs toniği ile hafifçe masaj yapılmalıdır. Toniği genişçe boyun ve omuzlara kadar tatbik edin. Çünkü göğüslerin etrafinı da kuvvetlendirmek gerekir. Daha sonra‚ dairesel hareketlerle çatlak kremini göğüs başlarına gelmeyecek şekilde uygulayın.

Sıkı olmayan fakat sağlam sütyenleri tercih etmelisiniz. Eğer göğüsleriniz fazla büyürse‚ sütyeni gece de takmaya devam edin. Ancak göğüslerin büyümesi düzenli olmadığı için önceden sütyen almayın. Bebeği emzirmeyi düşünüyorsanız‚ son ayda önden fermuarlı veya çıtçıtlı bir sütyen alın.

Gebelik döneminde cilt çok hassastır. Dolayısıyla tahrişlerden kaçınırı. Doğumdan sonra şişkinliği inmiş olan karın bölgesi‚ inceltici ve kuvvetlendirici etkilere sahip kremlerle beslenmelidir. Bu‚ söz konusu bölgeyi daha kısa zamanda kendine getirecektir. Eğer bebeğinizi emziriyorsanız aynı bakımı göğüslerinize de göstermelisiniz. Çünkü göğüsler emzirme sırasında süt gelirken devamlı büyür ve küçülürler.

Gebelikte Sigara Kullanimi

Pek çok zararlı maddeyi barındıran sigara, vücuttaki tüm organ ve sistemleri olumsuz etkilemekte, sigaradan alınan her nefesle kana sayısız madde karışmaktadır. Ancak sigaranın zararı, yalnızca sigara içene değildir; dumana maruz kalan herkes, az ya da çok, bu bir numaralı sağlık zararlısından nasibini alır. Kendi sigara içmediği halde, kişinin sigara dumanına maruz kalmasına “pasif içicilik” denmektedir. Sigara dumanıyla ortama yayılan zararlı maddeler, hem nefes yoluyla, hem de ciltten emilerek kana karışmaktadır. Sigara içmeyen kişiler, yanında içilmese dahi, sigara içen kişinin saçına, cildine ve giysilerine sinen dumandan etkilenebilir. Evin bir odasında sigara yakıldığında, dakikalar içinde tüm eve sigara dumanı yayılır. Halı, duvar, mobilya gibi tüm yüzeylere siner ve günler içinde buradan havaya geri yayılır. Odasında hiç sigara içilmeyen fakat anne-babası sigara içen çocukların, anne-babaları hiç sigara içmeyen çocuklara göre odalarındaki karbon monoksit düzeyi 8 kat fazla bulunmuştur.

Sigara dumanına pasif olarak maruz kalmak, öksürük, boğazda yanma, baş ağrısı, bulantı gibi belirtilere yol açmaktadır.

Akciğer Kanserinden Ölümlerin %90’ının, Tüm Kanser Ölümlerinin %30’unun Sorumlusu Sigaradır

Kronik bronşit ve amfizemin başlıca sebebi sigaradır. Bu hastalıklar, kişiyi yatağa ve oksijene bağımlı hale getirebilmektedir.

Sigara, akciğerin doğal savunma sistemini bozar, solunum yollarını kaplayan titrek tüylerin felce uğramasına neden olur, zatürre gibi mikrobik hastalıklara yakalanma riskini arttırır.

Sigara, kalp krizi riskini 3 kat arttırır, yüksek tansiyona yol açabilir.

Sigara, damar tıkanıklığına, el ve ayaklarda gangrene ve bunun sonucunda bu uzuvların kesilmesine yol açabilir.

Sigara, cildi erken yaşlandırır.

Sigara, mide rahatsızlıklarına yol açabilir.

Sigara, vücutta C vitamininin tüketilmesine ve bu vitaminin eksikliği sonucu hastalıklara eğilimin artmasına neden olur.

Hamilelikte sigara içilmesi düşüğe, erken doğuma, bebeğin küçük doğmasına neden olabilir. Bu bebeklerde ileride astım ve allerjik rahatsızlıkların gelişme olasılığı artar.

Anne veya babası sigara içen çocuklarda öksürük, hırıltı, astım, sinüzit, bademcik ve orta kulak sorunları daha sık görülmektedir.

Sigara, cinsel organlara giden kan miktarını azaltarak iktidarsızlığa neden olabilir, seks hormonlarının azalmasına ve spermlere zarar vererek kısırlığa neden olabilir.

Sigarayla alınan karbonmonoksit gazı, hücrelere oksijen taşınmasını engeller.

Sigara, yalnız içene değil, çevresindekilere de ciddi boyutlarda zarar vermektedir. Sigara dumanıyla ortama yayılan zararlı maddeler, hem nefes almayla, hem de ciltten emilerek kana karışmaktadır. Ortamda içilen her 5 sigara, içmeyenlerin 1 sigara içmesine neden olur.

Sigara içerek çocuklarınıza kötü örnek olduğunuzu unutmayın.

Sigara içenlere bazı durumlarda ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapılabilmektedir.

Hem Kendinizin Hem de Çocuğunuzun Sağlığı İçin Sigarayı Bırakın

Pasif içiciliğin çocuklar üzerindeki etkisi, çok daha dramatiktir. Ülkemizde çocuklardaki pasif içicilik oranının %75 dolayında olduğu sanılmaktadır. Anne-babası sigara içen çocukların yılda 60-150 adet sigarayı kendileri içmişlercesine zararlı maddelere maruz kaldığı bilinmektedir.

Pasif içiciliğin çocuklarda zihinsel gelişimi etkilediği ve davranış bozukluğu yaptığı düşünülmektedir. Annesi gebelik süresince sigara içen çocukların okul başarılarının daha düşük olduğu ve dikkat eksikliği sorunu yaşadıkları gösterilmiştir.
Her iki ebeveyni sigara içen çocuklarda, solunum yolu hastalıkları % 70 kadar fazladır. Bu çocuklar, ilk 1 yaşları boyunca sigara içmeyen anne-babaların çocuklarına göre daha sık bronşit ve zatürreeye yakalanmaktadır. Astım ve orta kulak iltihabı riski de artmaktadır. Çocuklar, daha doğmadan önce dahi pasif içicilikten paylarını alabilir. Hamile annelerin yanında içilen sigara, anneden kan yoluyla, doğumdan sonra da süt ile bebeğe geçmektedir. Kanla bebeğe geçen karbon monoksit, erişkine göre bebeğin kanından çok daha uzun sürede temizlenmektedir. Gebelikte sigaraya maruz kalmak, düşük riskini artırmakta ve bebeğin daha az kilolu doğmasına neden olmaktadır. Bu bebeklerde “ani beşik ölümü” riski de artmıştır.

Sigarayı Bırakma Sürecinde;
12-24 saat içinde nikotin ve karbonmonoksitin etkisi kaybolur.
1-2 gün içinde tat ve koku alma duyularınız düzelir.
6 hafta içinde bağışıklığı baskılayıcı etki ortadan kalkar.
Sigaranın yola açtığı hastalıklara yakalanma riskiniz azalır.
Sigarayı bıraktıktan sonraki 1 gün içinde kalp krizi geçirme riskiniz yarı yarıya azalır.
Solunum fonksiyonlarınızdaki hızlı gerileme düzelir.
Fiziksel kapasitenizde artış olur, daha aktif bir insan haline gelirsiniz.
Zamanla dişlerinizdeki ve cildinizdeki ni

kaynak: haberturk.com

Gebelikte Lazer Epilasyon Zararlimi?

Lazer uygulamalarında seans süresinin uygulanan bölgeye bağlı olarak 4-8 hafta arasında değiştiğini, tüm vücuda uygulama yapmanın 1,5 saat sürdüğünü söyleyen International Hospital'dan Dermatoloji Uzmanı Doç. Dr. Ahu Birol, işlemin koltuk altı için 10 dakika, tüm bacak uygulamasında yaklaşık 45 dakika sürdüğünü söylüyor.

"Koltuk altı, genital bölge, alt bacak, üst bacak sırası ile en iyi sonuç alınan bölgeler. Yüz bölgesi ise laser uygulamada en zor bölge. Bu bölgede kıl folikülü sayısı diğer bölgelere oranla daha fazla. Hormonlardan en fazla etkilenen bölgelerden birisidir. Uygun vakalara uygun cihaz ile uygulama yapılmalıdır; aksi takdirde ince kıllarda çoğalma ve kalınlaşma görülebilir" diyen Birol, lazer epilasyon ile ilgili merak edilen noktalara açıklık getiriyor.

HAMİLELERE YAPILMAMALI

Kişinin mevcut hastalıkları uygulamaya engel olabilir. Vitiligo, liken planus, psoriasis gibi deri hastalığı bulunanlarda lazer epilasyon tercih edilmemektedir, hastalığın aktivasyonuna neden olabilir. Akneler nedeniyle yapılan “Roaccutane” ilaç tedavisi bittikten 6 ay sonra uygulama yapılabilir. Gebelerde uygulama yapılmaması daha doğrudur. Epilepsi hastalarında doktoru tarafından onay verilir ise uygulama yapılabilir. Göz çukuru ve kaşlara uygulama yapılmaz, bunun dışında tüm bölgelere istenirse aynı seansta uygulama yapılabilir.

http://www.ntvmsnbc.com/id/24968454/